İcat Çıkarın

Maker Hareketi veya Türkçeleştirilmiş olarak “Kendin Yap” Hareketi. “Maker” kelimesi aslında şu 3–4 yılda çok popülerleşmeye başladı ve Türkiye’ye de hızlıca girdi. Maker kelimesini Türkçeleştirmeye çalıştık fakat tüm dillerde hemen hemen “Maker” olarak kullanıldığı ve ingilizce dilinin evrensel bir iletişim dili olmasından dolayı çok fazla Türkçeleştiremedik. Aslında yıllardır bizim özümüzde, içimizde olan bir isteğin, bir arzunun ingilizce çağrışımıydı “Maker.” Yani en başta belirttiğim gibi “Kendin Yap” kelimesinin tam da anlamıydı.
Peki “Maker” kimdir, kime nedir? Nedir bu “Maker Hareketi”. Evinizde boş zamanlarınızda, kendi kendinize oyalanacak birşeyler aradığınızda, bir kaç elektronik aleti söküp başka aletlerle birleştirdiğiniz zamanlar illa ki olmuştur. Ben hiç elektronik anlamam diyorsanız mutlaka arızalanan veya kaybettiğiniz bir nesneyi başka nesneleri parçalayarak veya düzenleyerek arızalı nesneyi onarmaya çalışmışsınızdır. Bunların hiç birini yapmadım diyorsanız en basitinden palamuta ufak bir kürdan geçirerek onu topaç haline getirip oynamışsınızdır veya uzun bir tahta parçasına çiviler çakılarak bozuk paralarla oynanan o müthiş stres atıcı ve yazlıkların vazgeçilmesi masaüstü futbol oyununu oynamış olmalısınız. İşte bunların hepsi birer “Making” hareketidir. Yani sizin kendi imkanlarınızla başka ürünleri değiştirerek (hackleyerek) veya sıfırdan yaptığınız yeni bir nesne, belki bir icat, belki bir sanat eseri yada bir süs. Aslında hobi amaçlı el becerilerinizle yapılan her ürün, her nesne bir “Kendin Yap” yani “Making” hareketi olarak tanımlanıyor. Burada limit sizsiniz, ve önemli nokta satın alınarak değil sizin emeğinizle yapılan ortaya çıkan bir eser olması.
Peki bu oluşum Amerika’da çok uzun yıllardır popülerken Türkiye’de neden popüler değil? Aslında basit bir kaç açıklaması var. Öncelikle ülkemizde de aslında ismi konulmamış fakat çok özümüzde olan bir oluşum Maker Hareketi. Özellikle zihni sinir projeleriyle Karadeniz bölgesi bu konuda biraz daha öne çıkan bir kesim olabilir.  O müthiş yamaçlara yapılan değişik mimarili karadeniz evlerinden, haberlere konu olan suyla çalışan arabalara kadar hepsi aslında başarılı girişimler. Fakat bizde şöyle bir söz vardır: “Gece gece icat çıkarma.” İşte tamda burada işin koptuğu nokta. Bizde bu hareketler basit ve amatör bir hobi olarak görülür ve kesinlikle kendi işinin önüne geçmesi izin verilmez. En azından büyüklerimiz ve ülkenin yarısından fazlası böyle düşünüyor. Fakat biraz çevremizi gözlemlediğimizde, yurt dışındaki kültürlerde ve özellikle Amerika’da bu tür girişimler çok değerli bir hareket olarak öne çıkıyor. Hobilerini, yani “Making” hareketlerini işlerine dönüştüren binlerce girişim ile karşılaşabilirsiniz Amerika’da. Ülkemizde ise bu tür girişimler maalesef basına çıksa bile sosyal ağlarda veya halk arasında alay konusu veya neşeli haber kategorisinden değerlendirilip çöpe atılıyor. Oysa ki şu an Kaliforniya’yı Kaliforniya yapan en önemli sebeplerden birisi silikon vadisi ve vadinin temelini bu “Making” hareketleri oluşturmakta.
Zararın neresinden dönülse kardır mantığıyla yaklaşık 30 sene geriden gelsek de ülkemizde de “Maker” hareketi artık el üzerinde tutulmaya başlandı. Amerika’da her sene düzenlenen “Maker Faire” (Kendin Yap Fuarları), ülkemizde de “Maker Panayırı” adı altında geçen sene düzenlenmeye başlandı ve bu senede 2.si düzenlenecek. Ülkemiz insanlarının yaptığı icatlar, tasarımlar, boş zamanlarını değerlendirdikleri ve ortaya çıkarttıkları her türlü nesneler bu fuarda gelen katılıcımlar tarafından sergilenecek. Sizin de gece gece çıkarttığınız bir ürününüz varsa mutlakaMaker Hareketi’ne dahil olun ve fuara katılın. Ayrıca 2015 ocak ayında başlayan ve İstanbul, İzmir ve Eskişehir’de düzenlenen ve Eylül ayından itibaren tekrar düzenlenmeye devam edecek olan; “Maker Demo Day”ler sayeside de Maker’lar yeni Maker’lar la tanışıp, belki de etkinliğe gelen yatırımcılara kendi projelerini sunabilecekler ve aldıkları yatırımlar ile hobilerini kendi işlerine dönüştürebilecekler.
Biliyorsunuz ki Steve Jobs’da “Apple 1” bilgisayarını dostu Steve Wozniak ile 1976’da buna benzer bir Maker Demo gününde katılımcılara projesi Apple 1’i sunuyor ve o katılımcılar arasından çıkan bir yatırımcı ile görüşüp ilk toplu satışını o yatırımcıya yapıyordu. Apple’ın Apple olmasında ki nedenlerden biride; Amerika’nın 1975’lerde bu tür Maker hareketlerine önem verilmesiydi. Belki bizde 2015 yılından çok daha önce “gece gece icat çıkartan”lara gereken değeri verseydik, şu an kendine ait çok büyük otomobil, bilgisayar, yazılım veya donanım gibi bir çok farklı alanda güçlü şirketleri olan bir ülke olabilirdik. Ekonomimizin temelini bu tür icatlar ve üretim oluşturabilirdi.

Peki son 4–5 senede bu Maker Hareketi neden tüm dünyada bu kadar çok popüler oldu? Aslında Making hareketlerini çok daha kolaylaştıran bir ürünün masaüstüne çıkması ve fiyatlarının ucuzlaması bunda çok etkiliydi. Tahmin ettiğiniz gibi 3 boyutlu yazıcılar. Artık bu yazıcılar sayesinde çeşitli termoplastik hammaddelerden istediğiniz nesneyi, istediğiniz modelde üretip, istediğiniz icadı-tasarımı bir kaç saat içinde üretilmiş biçimde elinize alabiliyorsunuz. Eskiden, sanayi sanayi, dükkan dükkan dolaşarak arayıp da bulamadığınız ufak bir parçayı veya tahtadan günlerce oyarak oluşturduğunuz her türlü nesneyi, bir kaç saat de ve de tam ölçülerinde üretmek gerçekten müthiş birşeydi. Özellikle bu inanılmaz makinaların masaüstüne gelmesi, her evin kendine ait bir fabrikaya dönüşmesine yol açtı. Sonu olmayan 3 boyutlu baskı merkezlerine dönüşen evlerde artık dışa bağımlılık git gide azalmaya başlıyor. Artık güzel bir pazar gününde, musluğun başı kırıldığında veya kumandanız bozulduğunda veya salondaki sehpanızın bir ayağı çatladığında, dışarı çıkıp saatlerce o parçayı aramanıza gerek olmayacak. Kısa bir süre içinde bu aletler sayesinde aklınıza gelen zihni-sinir fikirleri bir kaç günde hayata geçirebileceksiniz. Üretimi tamamen kişiselleştirdiği ve seri üretim satın almaya olan ihtiyacı düşürdüğü için aslında 3.endüstri devrimi olarak da adlandırılıyor bu masaüstü 3d yazıcılar. Artık eskisi gibi o parçayı onarmak için saatlerce çalışıp çeşit ilginç çözüm yöntemlerine de gitmenize gerek. Sadece modeli bulup veya kendiniz modelleyip baskıya vermeniz yeterli. İşte bu yüzden “Maker” hareketi , 3 boyutlu yazıcıların eve girmesi ile çok büyük bir ivme aldı. Siz aklınızdaki fikri düşünüp, projelendirip, baskıya vermeniz yeterli. Saatler sonra aklınızdaki fikir artık ellerinizde.
Son olarak, ne olursa olsun, arızalı bir nesneyi satın almak yerine, öncelikle kendinizi o nesneyi onarmak veya üretmek için zorlayın. Onarılması mümkün değilse ona benzer veya onun yerine geçebilecek birşeyi nasıl üretebilirim diye düşünebilirsiniz. Son çare olarak satın almaya karar verin.
Satın almak veya üretmek işte tek sorun bu.

Leave A Comment